"Osmanlı ile başlayan 'Batılılaşma' süreci, aynı zamanda ülkemizin bir yarı sömürgeye dönüşmesinin de tarihidir. Ne yazık ki, bu tarih içinde Atatürk Dönemi...
İbrahim Ağa Camii, daha önce gene aynı yerde bulunan eski Camiinin yerine 1938 yılında yaptırılmıştır. Camiinin doğu duvarında, yapının 1357 H. / 1938 M. tarinde inşa ettirildiği belirten bir kitabe mevcuttur. Genişletme çalışması nedeniyle bir bölümü yıkılıp yeniden yapılmıştır.
Betimleme:
Kuzey-güney yönünde diktörtgen planlı ve düz tavanlı harim, kuzeyde sundurmalı bir son cemaat yeri ile sınırlanır. Son cemaatin batı köşesinde mahfile çıkışı sağlayan bir merdiven yer alır. Harimin kuzey duvarında eksende dikdörtgen giriş, doğusunda bir altlık, üstünde iki üstlük pencere vardır. Batıdaki altlık ve üstlük pencereler sonradan kapatılarak nişe dönüştürülmüştür. Cephedeki tüm pencereler dikdörtgendir. Doğu batı ve güney duvarlarındaki pencereler sivri kemerlidir. Minare, kübik kaidesi ile bugün harimin içinde,batı duvara bitişiktir. Bu veriler, yapının bilinmeyen bir dönemde kuzeye doğru genişletildiğine ve kuzey cephenin, son cemaat yeriyle birlikte yenilendiğine işaret eder. Harimin doğusunda dört, batısında üç, güneyinde ortadaki mihrap eksenine simetrik iki penceresi vardır. Bindirme tekniğinde ahşap tavanla örtülü mekanın kuzeyinde ahşap mahfil görülür. Güney duvar eksenindeki mihrap nişi yarım yuvarlaktır; kavsarası beş sıra mukarnaslıdır. Batısında ahşap minber yer alır. Çatıyı delerek yükselen minarenin tek şerefeli gövdesi silindirik, külahi ahşaptır. Yapı iç ve dıştan sıvalıdır; harim kalem işleriyle bezenmiştir. Mahfili taşıyan ahşap sütunların altında devşirme mermer başlıklar görülür.